ARAMALAR
KATEGORİLERİM
LATIN
BİZİMKİLER
BLOG SAYACI
Kurban kesiminde çocukların psikolojisinin olumsuz etkileneceğini belirten uzmanlar uyarıyor: 11 yaşından önce çocuklara kurban kesimini izletmeyin...

Psikiyatrist Arif Verimli, kurban kesiminin 11 yaşından önce çocuklara kesinlikle izlettirilmemesi gerektiğini belirtirken, Psikolog Alanur Özalp, çocuğun kesilen hayvanın vücut parçalarını görmesinin de uygun olmayacağını kaydetti.
Kurban kesiminin İslam dininin önemli farzlarından olduğunu belirten Arif Verimli, kurban kesmenin dini yanları olduğu kadar, yoksul insanların hatırlanması ve kesilen kurbanın paylaşılması gibi sosyal yanları da bulunduğunu kaydetti.
“Ancak psikiyatrik anlamda “kurban kesimiyle ilgili” olarak dikkat edilmesi gereken bir konu karşımıza çıkmaktadır” diyen Verimli, kurban kesiminin 0-11 yaş arasındaki çocuklara kesinlikle izlettirilmemesinin önemine değindi. Verimli, bu dönemlerde kan, şiddet, kesici delici aletlerle çocukların yüzleştirilmemesi ve çocuğun kurban kesimine asla şahit edilmemesi gerektiğini söyledi.
“Çünkü 0–11 yaş dönemi çocuğun manevi ve dinsel öğeleri pek de anlayamadığı dönemdir. Yani çocuk kurbanın asla sevap kazanmak için yapıldığını anlayamaz. Anlar gibi görünebilir ancak bilinçaltında sürekli olarak karşılaştığı bu travmayı açıklamaya çalışır” diyen Verimli, Özellikle, “Acaba babam beni de keser mi”, “Bu hayvan ne güzel yaşıyordu. Onu biz öldürdük”, “Acaba benim babam katil mi”, gibi soruların zihnini meşgul edeceğini kaydetti. Verimli bu meşguliyete anlamlı yanıtlar bulamayan çocuğun geleceğin psikopat kişisi olabileceğini anlattı.
Verimli, “Bu sebeple 0–11 yaş arası çocuklarımızı kurban kesimine şahit etmemek ruhsal sağlıkları için önemlidir. Çünkü ileride hayvana eziyet etmek, insan yaralamak gibi psikiyatrik davranış bozukluklarıyla beraber et yememek gibi bir takım davranış kalıpları edinirler” dedi.
KESİLEN HAYVANIN PARÇALARINI DA GÖSTERMEYİN”
Psikolog Alanur Özalp ise, “kurban kestirirken veya keserken çocukların yanınızda olmamasına ve kesimi görmemesine dikkat edin” uyarısında bulundu.
Çocukların sadece kesimi değil, kesilmiş olan hayvanın vücut parçalarını da görmemesi gerektiğini bildiren Özalp, “Örneğin kanlı bir baş veya kurbanlığın kanlı ayaklarını 3-4 yaşında bir çocuğun görmüş olması onu ürkütür. Korkulu rüyalar görmesine, uyumamasına ve hatta gece altına kaçırmasına sebep olabilir” dedi.
Özalp, ailelere şu önerilerde bulundu:
“-Kestiğiniz kurbanın kanlı yerlerinin bahçenizin içinde ve kurban kesiminin yapıldığı alanlarda çocuklarınız tarafından görülmesini engelleyin.
-Hayvanın ölüm anını gören çocuk bundan psikolojik olarak etkilenecektir. Çocuklara yaşlarına uygun olarak ölüm konusunda bilgi verilmelidir. Bu bilgiyi verirken çocuğa yalan söylememeli, korkutmamalı ve dalga geçilmemelidir.
-Kurban kesme geleneğinin nerden geldiği, çocuğa bir öykü ile abartmadan ve kafasını karıştırmadan anlatılmalıdır.
-Çocukların, kurbanlıkla uzun süreli ve sevecen bir yakınlık kurmalarına izin verilmemelidir.
-Kurbanlıktan yerken veya yedikten sonra “Bak senin beslediğin kuzuyu yedik” gibi ifadeler kullanılmamalıdır.
-Çocuk eğer kurban kesme günü veya ertesi günlerde et yemek istemezse zorlamayın. Kısa süreli ağlama, iştahsızlık ve uyku problemleri yaşayabilirler. Böyle durumlarda bir uzmanla görüşmek faydalı olacaktır.”
ANKA
Hakan Ünsal'ın sarı kırmızılı yönetimi vefasızlıkla suçlamak için kulladığı "Aziz Yıldırım olsa böyle olmazdı" açıklaması G.Saraylıları kızdırdı.

Futbolu bırakmasının ardından yorumculuğa başlayan Hakan Ünsal, "Aziz Yıldırım başkanımız olsa bizi maddi- manevi memnun ederdi" açıklamasıyla şimşekleri üzerine çekti. Bir anda gündeme oturan Ünsal'ın sözleri özellikle sarı-kırmızılı taraftarları çileden çıkartırken, internette "Yanlış yaptı" yorumları yapıldı.
Çuvalla kazandı
İşte o mesajlar: Yıldırım başkan olsaydı, küçük takımlarda kaybolup gider, hatta Bülent abin, tesisleri önünde dayak yerdi. (Erdem) Sevememiştim, bundan sonra da sevemeyeceğim anlaşılan. (Mert) Küçüğü saçma sapan konuşur, büyüğü de demirbaşa kaydedecekler. (Murat) Çuvalla para kazandı hiç konuşmasın. (Fırat)
Fotomaç
Beşiktaş'a 13 milyon dolarlık gelir... Beşiktaş Kulübü ile Saran Media arasında BJK İnönü Stadı saha içi ve stadyum dış cephesini içeren 13 milyon dolarlık reklam pazarlama anlaşması imzalandı.

Saran Media'dan yapılan açıklamada, Beşiktaş ile 2012 yılının mayıs ayına dek sürecek bir anlaşma imzalandığı bildirildi. Saran Media Spor Programları Direktörü Selim Usta, konuyla ilgili olarak ''Beşiktaş ile yaptığımız bu anlaşmadan yine Türk futbolu kazanacak. Bu da spora olan desteğimizin bir göstergesidir. Biz bu alandaki çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz'' dedi.
BEŞİKTAŞ'IN AÇIKLAMASI
Beşiktaş Futbol Yatırımları Sanayı ve Ticaret A.Ş. de yapılan anlaşmayla ilgili İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'na bilgi verdi.
Borsa'ya gönderilen yazıda anlaşmayla ilgili şu bilgiler yer aldı:
''BJK İnönü Stadyumu reklam mecralarının tahsisi konusunda, Saran Uluslararası Filmcilik organizasyon Reklam Ticaret ve Pazarlama A.Ş. ile aşağıda belirtilen koşullarla anlaşma sağlanmış ve 27.12.2006 tarihinde sozleşme imzalanmıştır. Buna göre, 1) Şirketimize, tahsis edilen reklam mecraları için KDV dahil yıllık 2.360.000 ABD doları olmak uzere toplam 12.980.000 ABD doları bedel ödenecektir.
2) Gelir paylaşımı alanları olarak tespit edilen reklam mecralarının satışından da şirketimiz, brüt satış bedelinin yüzde 60'ını alacaktır.
3) Sözleşme süresi 27.12.2006/31.05.2012 tarihleri arasında mevcut 5,5 futbol sezonunu kapsamaktadır.''
AA
Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği (OYDER) Başkanı Tarık Taşar, son aylarda otomotiv pazarında yaşanan daralmadan dolayı gelecek yıla temkinli yaklaştıklarını kaydetti.

Taşar, sektörün 2006 performansını ve gelecek yıl beklentilerini değerlendirdi. Otomotiv sektörünün bu yıla iyi bir başlangıç yaptığını anımsatan Taşar, yılın ilk aylarında yeni bir rekor yılı olacağı beklentisinin bulunduğunu anlattı.
Mayıs ayında piyasalarda yaşanan dalgalanmayla birlikte Temmuz ayından itibaren satışlarda ciddi bir gerileme yaşandığını belirten Taşar, yıl sonunda pazarın yaklaşık yüzde 12-13'ler oranında daralmasının beklendiğini bildirdi.
Satış adetlerine rağmen karlılık anlamında da son 4 yılın en kötü yılını geçirdiklerini dile getiren Taşar, “Bütün sektörlerin yaşadığını biz de yaşadık. Yüksek enflasyon döneminde daha rahat para kazanılıyordu. Bunun ortadan kalmasıyla birlikte gerçek faaliyetten para kazanmaya başladık” dedi.
Otomotiv sektörünün genel ekonomik şartlardan çok çabuk etkilendiğini ifade eden Taşar, “Kur ve faizlerdeki oynamalar bize çok çabuk yansıyor. Türkiye gibi gel-gitlerin fazla olduğu bir yerde iş yapınca sıkıntı yaşıyoruz. Bu kadar yüksek adetleri çevirirken oluşan rekabet, karlılığımızı minimuma indirdi” diye konuştu.
“GELECEK YILA TEMKİNLİ BAKIYORUZ”
Özellikle son aylarda pazarda yaşanan daralmadan dolayı gelecek yıla temkinli yaklaştıklarını ifade eden Taşar, ellerindeki pazar rakamlarını değerlendirdiklerinde temkinli olmalarını gerektiren bir tablo ortaya çıktığını anlattı.
Taşar, gelecek yıl toplam pazarın 600 binler civarında gerçekleşmesini beklediklerini bildirdi.
“Genel ekonomiye inanılmaz duyarlı bir bir işimiz var. En ufak bir hareketlilikte showroom'lar boşalır ya da hareketlenir” diyen Taşar, işlerinin artık bir meslek haline geldiğini, yan iş olarak görülmediğinin de altını çizdi.
Her şeye rağmen otomotiv sektörünün 2006'nın yıldız sektörü olduğunu ifade eden Taşar, sektörün üretimi, ihracatına dikkat çekti.
Otomotiv firmalarının özellikle son dönemlerde uyguladıkları kampanyalara da değinen Taşar, “Kampanyalara ben bile hayret ediyorum. İnanılmaz fiyatlar çıkıyor. Tüketiciler için büyük bir fırsat. Bir otomotivci olmama rağmen çıkan fiyatlara şaşırıyorum” diye konuştu.
ÇİNLİ OTOMOBİLLER KONUSUNDA BEKLENTİLER...
Tarık Taşar, bugünlerde Avrupa ve Türkiye'de gündemde olan Çin otomobilleri konusunda ise tüketicilerin özellikle otomobillerin fiyatı konusundaki beklentilerinin yanlış olduğunu söyledi.
Otomotiv teknolojisinin yüzde 50'lik fiyat farklarına müsaade etmeyeceğini anlatan Taşar, Çin'den getirilmesi planlanan otomobillerin mevcut otomobillere göre ucuz olabileceğini, ancak aralarında cüzi farklar bulunacağını kaydetti.
Çin otomobillerinin Türkiye'ye gelebilmesinin bir süreç gerektirdiğini belirten Taşar, süreç içinde otomobillerin gerekli normları sağlaması gerektiğini, ancak bu şekilde pazara girebileceğini vurguladı.
Bu otomobillerin Türkiye pazarına girmesinin ardından, müşteri beklentisi ve beğenisinin önemine işaret eden Taşar, “Devletin normları, kuralları var. Bu otomobiller uyum sağlayıp girdikten sonra müşteri tercihini yapacaktır” dedi.
“SEKTÖR, GRUP MUAFİYETİ TEBLİĞİNE ÇOK İYİ HAZIRLANDI”
Tarık Taşar, 1 Ocak 2007 tarihinden itibaren işlerlik kazanacak Grup Muafiyeti Tebliği konusunda ise OYDER olarak yıl boyunca bu konuda yaptıkları çalışmaları anlattı.
Rekabet Kurulu ile birlikte çok sayıda ilde yaptıkları seminerlerle bayilerin bilinçlendiğini ifade eden Taşar, şunları söyledi:
“Bayilerimiz şu anda buna hazır. Tebliğin değişik yorumlanabilecek bir sürü noktası var. Biz bu konuda bayilerden, Rekabet Kurumu ve OYDER ile ilişkilerini sürdürmesini istiyoruz. Otomotiv sektörü bu işe gerçekten iyi hazırlandı. Tebliğ, rekabeti bir parça daha açacak ama dünyalar değişmeyecek.”
STOK MALİYETİ BİZE ÇOK ETKİLİYOR”
Taşar, stok maliyetlerinin de kendileri çok etkilediğini belirterek, stok finansmanı konusundaki sıkıntılarını dile getirdi.
Türkiye'de bayinin finansmanına yönelik bir model olmadığını ifade eden Taşar, şöyle dedi:
“Bu, önemli bir eksiklik. Stok finansmanı için değişik enstrümanlar geliştirilmesini umuyoruz. Müşteri finansmanı konusunda da çok alternatif bulunmuyor. Otomotive özel finansman modelleri geliştirilmeli. Sektörümüz ödeme disiplini olan bir sektör.”
Taşar, otomotiv sektörünün istihdamı katkısına da değinerek, Meslek Liseleri ile çalıştıklarını, bu liselerde otomotiv sınıfları oluşturmak istediklerin anlattı.
AA
Kahramanmaraş'ın çeşitli mahallelerinde yaşayan 40 kişi, sobalardan sızan karbonmonoksit gazından zehirlendi.

Edinilen bilgiye göre, kentin çeşitli mahallelerinde karbonmonoksit gazından zehirlenen 40 kişi, Kahramanmaraş'taki hastanelerde tedavi altına alındı. Bu kişilerden 30'u, ayakta tedavi edilerek evlerine gönderildi. 10 kişinin tedavisinin sürdüğü ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı belirtildi. Meteoroloji Müdürlüğü yetkilileri, dün gece rüzgarın hızının saatte 72 kilometreye ulaştığını belirttiler.
AA
Uluslararası ham petrol fiyatları 61 doların altına geriledi. ABD ham petrolünün varil fiyatı 19 sent düşerek 60,91 dolara gerilerken, Brent türü Kuzey Denizi petrolünün varil fiyatı da 5 sent geriledi.
Petrol fiyatlarının düşmesinde, hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi nedeniyle petrole olan talebin gerilemesi etkili oldu.
AA
5 kişilik Kanaltürk ekibi beş şirket kurarak medyaya girdi. Şirketlerin toplam sermayesi 20 milyon YTL. Gazetecilik dışında işleri olmayan bu kişiler bunca parayı nereden buldu?

Kanaltürk ekibi beş şirket kurarak medya dünyasına girdi. Beş şirketin toplam sermayesi 20 milyon YTL. Beş ayrı şirketin toplam ortak sayısı da beş. Gazetecilik ve televizyonculuk dışında bir işleri olmayan bu isimler 20 milyon YTL’yi nereden buldu?
TELEVİZYONCU Tuncay Özkan’ın ‘İki yıl öncesine kadar çok zengin biriydim. Bir ideal uğruna 17 milyon dolarımı Kanaltürk’e yatırdım’ sözleriyle başlayan ‘Bu parayı nereden buldun?’ tartışması yeni bir boyut kazandı.
Özkan’ın 2003 yılı aralık ayında Çukurova Grubu’ndaki Medya Grup Başkanlığı görevinden ayrıldıktan sonra 2004-2006 yılları arasında Kanaltürk televizyon kanalı ekibinin beş ayrı şirket kurduğu ortaya çıktı. Tuncay Özkan’ın ismi ise bu şirketlerin hiçbirinde ortak olarak görünmüyor.
Yüksek sermayeli bu şirketlerin ortakları arasında, Kanaltürk’te düşük maaşla çalışan editör ve program yapımcılarının bulunması dikkat çekti.
İŞTE EKİBİN BEŞ ŞİRKETİ
İstanbul Ticaret Odası’nın kayıtlarına göre; Kanaltürk ekibi, 28 Mayıs 2004 tarihinde ‘524486’ sicil numaralı ve 2 milyon YTL (2 trilyon lira) sermayeli Gökcan Prodüksiyon ve Ticaret Anonim Şirketi’ni kurarak medya sektörüne adım attı. Şirket ortakları ise Müjdat Kerimcan Kamal, Havva Göksu ve Ahmet Burak Mızrak.
Kanaltürk ekibi, 8 Temmuz 2004 tarihinde biri limitet diğeri anonim statüde olmak üzere iki ayrı şirket kurarak ikinci adımlarını attılar.
‘528060’ sicil numaralı ve 400 bin YTL (400 milyar lira) sermayeli Yaşam Haber Ajansı Ticaret Limitet Şirketi’nin ortakları arasında yine Müjdat Kerimcan Kamal ve Havva Göksu var.
‘528071’ sicil numaralı ve 9 milyon 200 bin YTL (9 trilyon 200 milyar lira) sermayeli Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi’nin ortaklarında da sürpriz yok. Müjdat Kerimcan Kamal, Havva Göksu, Tuncay Mollaveisoğlu ve Ahmet Burak Mızrak şirketin dört ortağı.
AÇILIP KAPANAN ŞİRKETLER
Tuncay Özkan ve ekibi koşmaya devam ediyor.
‘498215’ sicil numaralı ve 8 milyon YTL (8 trilyon lira) sermayeli Trakya Basın ve Yayıncılık Hizmetleri Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi, 29 Mayıs 2005 tarihinde kuruluyor.
Şimdi sıkı durun.
Ortakları Ahmet Burak Mızrak, Müjdat Kerimcan Kamal ve Havva Göksu. Ancak bu şirketin kuruluşu 19 Kasım 2005 tarihinde iptal ediliyor.
Kanaltürk ekibinin son şirketi 13 Kasım 2006’da ‘605768’ sicil numarası ve 400 bin YTL (400 milyar lira) sermayeyle kuruluyor. Bu Dönemeç Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi’nin ortakları da yine aynı isimler: Müjdat Kerimcan Kamal, Havva Göksu ve Merdan Yanardağ.
KİM BU ORTAKLAR?
Bu beş şirketin kuruluş dilekçelerine göre ortaya toplam 20 milyon YTL’lik (20 trilyon lira) sermaye çıkıyor. Toplam ortak sayısı ise 5. Bu beş şirketin değişmeyen ortakları ise Kerimcan Kamal ve Havva Göksu.
Kamal, Özkan’la birlikte TV dünyasında yıldızı yeni parlamaya başlayan, Parmak İzi ve Haber Özel gibi programlarda Özkan’ın yanında olan genç bir televizyoncu. Şimdi Özkan’la birlikte Kanaltürk’ü yönetiyor, yurt gezilerinde sürekli yanında olmaya özen gösteriyor. Göksu ise Özkan’ın Cumhuriyet Gazetesi Ankara Bürosu’nda tanışıp İstanbul’a taşıdığı gazeteci arkadaşı. Şirketin diğer ortakları Merdan Yanardağ ve Tuncay Mollaveisoğlu ise Kanaltürk’te yolsuzluk ve yoksulluk gibi çok iddialı program yapan isimler. Özellikle Mollaveisoğlu, düne kadar medyada düşük ücretle muhabir olarak çalışan birisiydi. 9.2 trilyon liralık şirkette hissedar olması dikkat çekici.
YEDİ AYDIR DAVA YOK
Bu arada Kanaltürk ekibinin başı Paragon şirketiyle dertte.
Paragon Televizyon Yayın Hizmetleri Şirketi, 9 Mayıs 2006 tarihinde Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak Tuncay Özkan, Kerimcan Kamal, Merdan Yanardağ, Erdem Çelik ve Nilgün Şahinkaya hakkında ‘nitelikli dolandırıcılık ve bedelsiz senedi kullanma’ iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.
Soruşturmayı Cumhuriyet Savcısı Nihat Ergün yürütüyor. Aradan geçen yedi aya rağmen henüz soruşturma tamamlanamadı.
OYAKBANK YALANLADI
Bu arada Oyak Bank Genel Müdür Yardımcısı Nejat Bilginer, Tuncay Özkan’ın bir okul arkadaşına açıkladığı ‘Oyak Bank’tan 7.5 milyon dolar kredi alarak Kanaltürk’ü kurduk’ şeklindeki sözlerini yalanladı.
Oyak Bank Genel Müdür Yardımcısı Bilginer dün star’da yayınlanan bu bilgi üzerine gazetemizi arayıp şu açıklamayı yaptı:
‘Oyak Bank’tan ne Tuncay Özkan’a, ne Kanaltürk’e ne de bu kanalın herhangi bir kuruluşuna bir dolarlık bile kredi verilmemiştir. Şu anda da herhangi bir kredi durumu da sözkonusu değildir.’
DAVETİYELERDE KURUCU GÖZÜKÜYOR
Tuncay Özkan kamuoyunda Kanaltürk TV kanalının patronu olarak bilinmesine rağmen bu iddiayı sürekli yalanladı. Ancak Kanaltürk’ün 5 aralık günü Ankara Sheraton Otel’de yapılan ikinci yaş günü kutlamasında daveti ‘kurucu’ sıfatıyla yapmıştı. ‘Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in himayelerinde’ ifadesinin yer aldığı davetiyelerin altında Tuncay Özkan, Kemal Yavuz ve Cüneyt Arcayürek’in kurucu olarak imzası bulunuyordu. Cumhurbaşkanı bu gece nedeniyle kurallarını bozmuş; hem ilk kez bir basın kuruluşunun gecesine katılmış, hem de tiyatro ve konser dışında ilk kez bir davetin başından sonuna kadar kalmıştı. Sezer yaklaşık dört saat süren davete katılarak rekor kırmıştı.
‘ASIL PATRON KERİMCAN’ DİYOR
Kerimcan Kamal 20 Temmuz 2003 günü Akşam Gazetesi’ne verdiği demeçte meslek yaşamına ilişkin ayrıntılar veriyor. Kamal televizyonculuk hayatına stüdyoda dekor boyayarak başladığını, sonra Tuncay Özkan sayesinde muhabir olduğunu anlatıyor. Özkan’la mesleğe adım atan Kamal televizyon kanalı projesinde de Özkan’ın yanında. Kanaltürk televizyonunun kurulduğu ilk günlerde Tuncay Özkan parayı nereden bulduğu soruları üzerine ‘Şirket benim değil, Kerimcan’ın’ demişti. Özkan’ın dediği doğruysa Kerimcan Kamal trilyonluk şirketin asıl patronu olarak göz kamaştırıcı bir yükseliş yaşadı.
Star